Welcome Signs Words

Welcome Signs Words

« Önceki |

10/5/2007

SeN...... BeN.......

 

 

Sen susmayı bildin , anlatmayı ben.

Sen gitmeyi bildin , kalmayı ben.

Sen gidince gelmemeyi bildin , beklemeyi ben.

Sen SEVİLMEYİ sevmek bildin , SENİ SEVMEYİ ben.

Sen özletmeyi bildin, özlemeyi ben.

Sen pes etmeyi bildim, sabretmesini ben.ıÜü

Sen yakınları uzak etmesini bilirken,

Uzakları yakın ettim ben.

Sen uzakken bana,o uzakta demedim,

Benimle dedim, benim yanımda şuramda.

Yakın etmedim uzakları bize , uzak tuttum hep.

Sen suçluyken bile özürdilemesini ben bildim SEVGİLİM

Sen ağlatmasını bildin , ağlamasını ben.

Sen ağlayınca gözyaşını silmeyi bildim ben

Ben sadece seni bildim, seni sevmeyi bildim

Adını adım bildim, canını canım sevgilim

Çaresizken çare bildim adını

Hastayken sesini ilaç

Olamadım sen gibi umursamaz olamadım

Bana ne! diyemedim

Hep SEN dedim, illede SEN SEN SEN...

                                     ~ My LiFe~

                                                   

9/5/2007

Ne ZaMaN?..

 

 

 

 

      Ahh ahh diyorum kendime bazen.

Ne zaman öğreneceksin gaddar olmayı? Sonra beynime kızıyorum ne zaman öğreneceksin kendini düşünmeyi? Ya gözlerim siz ne zaman öğreneceksiniz her şeye yaş dökülmeyeceğini, gidenin gelmeyeceğini bile bile yollara bakmaktan hangi zaman vazgeçeceksiniz? dilime söyleniyorum ne zaman bıkacaksın giden yarin adını söylemekten? Kulaklarım siz unutmak nedir bilmez misiniz? Unutun artık onun sesini. Unutun artık son sözlerini. Ellerim siz evet siz ne zaman bıkacaksınız her gece yüzüme kapanıp gözyaşlarımı silmekten? Ayaklarım ne zaman döneceksiniz bir zamanlar aşkla yürüdüğünüz o yollardan? Dermanınız kalmayınca mı?  Gelin gitmeyin artık unutmayın yalnızsınız şimdi giden sevgili gelmez geri, görmez bilmez seni. Ey ruhu gitmiş bedenim yorulmadın mı yorgun düşmekten, yıldırmadı mı yenilgiler seni,

bıkmadın mı? Ya benim zavallı kalbim, vazgeçmeyecek misin her defasında deli gibi sevmekten? Usanmadın mı sen kırılıp dökülmekten...

Sen ya sen ey vefasız ya sen en vefasız sen ne zaman gideceksin benden? Ardına bakmadan gittiğin gibi ne zaman gideceksin yüreğimden? Hangi gün, hangi ay hangi mevsim? Benim baharım hazan, yazım hazan. Vazgeçtim yalancı baharlardan.

Boynum büküldü. Sevinçlerim, heveslerim, hayallerim elimde kaldı üstüne birde gözyaşlarımı ekledim. En büyük şahit Allah bana. Sonra gece olunca ay ve yıldızlar onlar gidince güneş ve bulutlar birde onun ardından gelen yağmurlar. Onlar beni hiç yalnız bırakmadılar senin gibi acımasız olmadılar. Sen gittin ama onlar hala yanımdalar...

                                                                                 ~ My LiFe~

8/5/2007

BöyLe SeVDiM SeNi

Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın.
Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.
Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim.
Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle.
Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin.
Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.
Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
Sevdim işte ötesi yok...

                                      Mehmet Coşkundeniz

4/5/2007

Ben senin görmediğin düşünüm
Kurmadığın hayalin
Elinden tutup da yürütmediğin
Kötürüm bırakırken irkilmediğin
Kundaklara sarıp sarmalayıp da
Büyütmediğin bebeğinim
Kıymet vermediğin

Ben senin sevginim hissetmediğin
Atmayan nabzın donmuş yüreğinim
Tuvale sürdüğün boyayım yarım yamalak
Resim olamamış
Mırıltıyım dudağında melodisi kalmamış
Gözünden düşen bir kirpik
Kopup giden yuvasından ak bir saç teliyim
Varken değerini bilmediğin
Yokken hissetmediğin

Bakmadığın gökyüzüyüm ferah
Almadığın nefesim mutlu
Yalnızlığını paylaşmadığın yıldız
Sırtını dönüp de bir daha bakmadığın güneş de olabilirim
Korkunum kendine bile söyleyemediğin
İç sesinim dinlemediğin
Altıncı hissin de olabilirim hissetmediğin

Neyi görmedin neyi dinlemediysen
Neyi istemedin neyi sevmediysen
Sana hayat verdiği halde neyin kıymetini bilmediysen ben o’yum

Uyunmamış uykunum, yenilmemiş lokma
İçilmemiş suyunum ziyan edilen kaynağında
Sevilmiş de sevmemiş bedeninim
Ölmüş de dirilmemiş ruhunum aşkımda
İnkarınım ben senin ve hatta edersen imanın da olurum
Bakmadığın aynayım korkularından kaçıp
Tüm kelepçelerden azad edecek anahtar
Kilitlere takmadığın
Tüm ağuları şifa edecek panzehirim yemeğine katmadığın 

Ben de istemediğin ne varsa hepsi senin
Görmeyi bilmediğin
Bilip de sevmediğin herşeyim
Anlasana artık yok ortada ben diyecek benliğim

Ben SEN’im .........

4/5/2007

                                                   

   

“gel”, desen gelirdim
gittiğin uzakta bendim
dağ gibi bir ihanetten düştüm
bu kendime son gelişim

ve sen
başkalarının gözlerini
yüzümde aramamayı öğreniyorsun
beni bir durağa yaslıyorsun
beni bir kente
gidiyorsun
oysa “gel” desen gelecektim

susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın
en susmakta neydi öyle
sen en dinlerken
biliyorum araz´ım
insan kendini bulmamalı, hep aramalı
gittiğin yerden başlıyorum öyleyse
gece cinnetlerimi de alıp yanıma
denize bakmayı bilmeyenler
bir gün mutlaka boğulur
işte bundandır gözlerinden kaçışlarım

siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı?

ben şimdi gurbetim
içimde taşıyorum
heba olsa da senelerce yılım
oysa “gel” desen gelecektim

şakağımda
intihar acemisi bir şairin
delilik provaları
arkandan uluyan kapılardan
söküyorum kokunu
yokluğunu kokluyorum
yokluğunu yokluyorum

çöz gözlerimi senden hadi !
ücranda yak bakışımı
gözlerine bekçi sevdam
dünden ve senden kalmayım
içine her düşen
kendi keşfi sanıyor seni
oysa sen
melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin
ve kendini acıtmak istiyorsun
ama güller kendine batamaz
bilmiyor musun?
“gel” mi diyorsun?

herkes kendi gördüğüne bakar
peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz?
kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu
hadi ! en kanadığımız yerden susalım
“gel” desen gelirdim
“git” dedin ve gittin

aşka…
rüzgara…
ayrılığa…
zamana…